Bazen onları hem hayranlıkla hem de şaşkınlıkla izleriz. Birlikteliklerinin üzerinden yıllar geçmesine, çocuklu olmalarına, yıpranmışlıklarına ve günlük hayatın tüm sorumluluklarına rağmen hâlâ birlikte gülebilen, aralarında güçlü bir bağ kurmayı sürdüren o mutlu çiftler…
Çoğu zaman onların sadece bizden daha şanslı olduğunu, ilişkilerinin tesadüfen daha kolay yürüdüğünü ya da onların en başından daha birbirleri için yaratılmış kusursuz eşleşmeler olduklarını düşünürüz. Oysa mutlu çiftler açısından onları farklı kılan etkenler hiç de olağanüstü şeyler değildir.
Kusursuz olmaya çalışmazlar
Mutlu çiftler, her şeyi kontrol etmeye çalışmazlar, her sorunun üzerine atlayıp çözmeye gayret etmezler. Bazı şeylerin de eksik kalabileceğini, ilişki içinde pekala bazı anlaşmazlıkların da olabileceğini, her zaman da her şeyin pürüzsüz olmayabileceğini kabul etmişlerdir. Hiç bir kusuru olmayan bir ilişkinin peşinde koşmak yerine, yaşayan ve sürekli gelişen bir ilişkiyi inşa etmeye önem verirler. İki tarafın da mütemadiyen rol yapmak zorunda kalmadığı, herkesin kendisi gibi davranıp, kendini yaşayabildiği bir ilişki.
Her şey yolundayken de konuşurlar
Mutlu çiftlerin en belirgin özelliklerinden biri, sadece aralarında bir sorun çıktığında değil, her şey yolundayken de konuşabiliyor olmalarıdır. Neler hissettiklerini, neler istediklerini, akıllarından geçenleri ve zaman içinde değişen düşüncelerini birbirleriyle paylaşırlar. Bu düzenli iletişim, kırgınlıkların ve hayal kırıklıklarının birikmesini engeller. Böylece ikilinin arasındaki mesafe açılmadan önce ilişkilerini dengelemenin fırsatını bulurlar.
Aralarında derin bir bağ vardır
Birçok ilişki zaman içinde kendince bir düzene kavuşurken, duygusal olarak zayıflar. Hayatı birlikte sorunsuz yürütürlerken aralarında kurulmuş ruhsal bağ günden güne zayıflar. Mutlu çiftler ise, birbirlerinin sorun çözücüsü olmaktan ziyade, birbirlerinin tatili olmayı seçerler. Başka hiçbir şeyle ilgilenmeden, sadece birbirlerine odaklanarak, kısa süreli de olsa “gerçekten” birlikte oldukları anları yaratırlar.
Mutlu çiftler kişisel alana saygı duyar
Sanılanın aksine, uzun yılları beraber geçiren çiftler, her şeyi birlikte yapmazlar. Birbirlerinin kişisel alanına, bireysel ilgi alanlarına ve yalnız kalma ihtiyacına saygı gösterirler. Boğmadan, bunaltmadan, daraltmadan yaşarlar. Bu özgürlük onları birbirlerinden uzaklaştırmaz, aksine aralarındaki bağı çok daha güçlendirir. Herkes kendi mutluluğunu kendisi yaratır ve böylece mutluluk beklentisi yükünü ilişkinin üzerine yüklemezler.
Arzunun kendiliğinden oluşmasını beklemezler
Arzu her zaman da aniden kendi kendine ortaya çıkmaz. Mutlu çiftler bunun farkındadır ve tutkunun durduk yere oluşmasını beklemezler. Bilirler ki arzu; ilgiyle, yenilikle, oyunla ve bazen de bilinçli bir çabayla beslenir. Amaç, bir başarı hikayesi yazmak değil, tutkunun doğa karşısında yenilmesine engel olmak ve ilişkinin zamanla sönüp gitmesine izin vermemektir.
İlişkiyi sürekli geliştirirler
Gleeden üyeleri arasında yapılan anketlere göre, birçok sorunun temelinde ilişkinin artık garanti görülmesi yatıyor. Mutlu çiftler ise ilişkilerine hiçbir zaman tamamlanmış, nihayete ermiş bir olgu gözüyle bakmazlar. Onlar için ilişki sürekli değişen, gelişen, dinamik ve canlı bir süreçtir. Tarafların ihtiyaçlarının zamanla değişebileceğini, arzunun farklı biçimler alabileceğini ve beklentilerin hayatın akışı içinde dönüşebileceğini kabul ederler.

