Bitmekte

Her ilişki kavga gürültüyle bitmez. Bazen sesler yükselmez son sahnelerde. Hatta gözle görünür bir anlaşamama durumu da yoktur. Bazen ilişkiler bir anda inceldiği yerden kopmaz. Ama yavaş yavaş çözülürler.

İlişki içine karşı konulmaz bir sessizlik yerleşir zaman içinde. Ne zaman başladığını tam hatırlamadığınız bir mesafe oluşur aranızda   “Bir şey değişti… ama ne?” dersin ve bunun adını koyamazsın çünkü işaretler sessizce gelir. Fark edilmez ve bir anda yüzleşirsin hepsiyle.

Sanılanın aksine ilişkiler çoğu zaman büyük bir kopuş olayıyla bitmez. Günlük hayatın içinde, küçük vazgeçişlerle zayıflar ve ilişkinin içi boşalır. Daha az konuşulmaya başlanır. Karşılıklı daha az paylaşım yapılır olur. Hatta artık tartışmaktan bile kaçınır hale gelirsiniz. Bu sükunet her zaman da huzurdan oluyor anlamına gelmiyor. Bazen yorgunluk, bazen bir kabullenme, bazen de adı konmamış bir uzaklaşma.

İlişkilerde ilk kaybolan şey genelde derin sohbetlerdir. Yine konuşulur tabi ki ama daha kısa cümlelerle. Daha yüzeysel kelimelerle. İşler, güçler, olup bitenler, aile, arkadaşlar, günlük detaylar. Ama zamanla “Nasılsın” sorusu anlamını yitirmeye başlar. Duygular laf düzeyinde kalır, gerçek ve samimi paylaşımlar gitgide azalır. Bir zaman sonra herkes kendi içinde yaşar bazı şeyleri. Ve çiftlerin arasındaki o görünmeyen mesafe yavaşça büyür.

Arzu bir anda kaybolmaz. Yavaş yavaş silinir. Yorgunluğun, sorumlulukların ve rutine binen düzenin arkasına itilir. Beden oradadır ama cinsel istek eski yerinde değildir. Temaslar azalır. Bakışlar değişir. Oldu bitti’ye getirilen düzensiz ve coşkusuz pratiklere döner sevişmeler.

Bir noktadan sonra şunu demeye başlarsın. “Normal bunlar. Her ilişkide oluyor.” Evet oluyor ama bunlar çoğu zaman tükenişin sinyalleri de olabiliyor. O an göz ardı edilse de önce sevişmeler biter, sonra sarılmalar, en son da konuşmalar. Duygusal kopuş, fiziksel kopuşu takip eder.

Bir diğer tanıdık his de: aynı evde yaşamak ama aynı dünyayı yaşamamak. Kendini aynı ilişkinin içinde hissetmemek.

Hayat paylaşılır ev arkadaşı gibi.: ev, düzen, alışkanlıklar, sorumluluklar. Ama duygusal bir “biz” duygusu günden güne zayıflar. Birlikte geçirilen anlar azalır ya da sadece alışkanlıktan yaşanır. Bu durumda insan yanında biri varken de, kendisini pekala yalnız hissedebilir.

Bu yalnızlık hissini gidermek için akıl zamanla başka yerlere kaymaya başlar. Başka birinin ilgisi daha yoğun ve anlamlı gelmeye başlar. Kendine yeni bir gözle bakan birisi merak uyandırır. Sen de yeni bir gözle bakmaya başlarsın. O sırada kurulan hayaller, buluşmalar ve yaşanacak bir dolu heyecanın düşüncesi. Ama bunlar illa kaçamak ilişkiye girmeyi getirmez devamında. Burada işareti verilen, senin içinde bir şeylerin eksik olduğudur.

Gleeden verilerine göre, birçok insan yeni arayışlara yönelirken mevcut ilişkisinden çıkmak istemiyor. Yeni bir duygu yaşamak için elindeki düzenden vazgeçmeye kalkmıyor. Çünkü bu insanların derdi, birlikte olduğu kişiyle kopma isteği değil. Sadece eskisi kadar yoğun bağ kuramamaktan dolayı bir arayışa yönelmiş durumdalar.

Dışarıdan bakıldığında hiç de fena gitmeyen bir ilişki, içeride artık birbirini yeterince beslemiyor olabilir. Hayat boşluk kaldırmaz ve başka yerden dolmaya başlar.

Birçok çift, kavga yoksa sorun da yok sanıyor. Oysa sessizlik, çatışmalardan kaçınma ve araya duygusal mesafe koyma, çoğu zaman açık münakaşadan daha derinde yatan bir sorunu işaret ediyor. Bu işaretler görmezden gelindiğinde, insanlar ilgiyi, arzuyu ve fark edilme, görülme hissini başka adreslerde aramaya başlıyor.

Bitmekte olan bir ilişkiye dair bu işaretleri önceden görmek, her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Ama yok saymak da aradaki bağı daha da zayıflatmaktan öteye geçmez. Karşılıklı konuşmak, yeniden temas kurmak bu durumda yapılacak en doğru yaklaşım. Zira hiçbir ilişki bir günde bitmiyor. Onu içinden kemiren yabancılaşma hissi aşılamadığı için tükeniyor.